Baharistan Çevirisi

ÇEVİRİYE ÖN SÖZ

Bahâristân, Anadolu’da asırlarca büyük ilgi gören edebî ve ahlakî eserlerden biridir. Eserin yazarı Nûreddîn Abdurrahmân b. Nizâmeddîn-i Câmî, Horasan bölgesinde Câm iline bağlı Harcird yerleşim merkezinde 7 Kasım 1414 tarihinde dünyaya gelmiştir. Herat’ta Nizâmiye medresesinde müderris olan babasının yanında tahsile başlamış ve daha sonra Semerkant’ta 9 yıl kalarak öğrenimini devrin önemli alimlerinin yanında tamamlamıştır. Bursalı Kadızâde-i Rûmî’den (ö. 1437) riyâziyât dersleri almıştır. Ünlü astronomi ve matematik bilgini Ali Kuşcu da onu kendi alanında takdir etmiştir. Kabiliyeti ve bilgisiyle genç yaşta dönemin önde gelen bilginleri arasında yer aldı. Herat’a döndüğünde Nakşibendî Şeyhi Sa’deddîn-i Kaşgarî’ye (ö. 1456) ve onun vefatından sonra Ubeydullâh-ı Ahrâr’a (ö. 1490) bağlandı. Kendisi de Nakşibendî şeyhleri arasında bulunmasına karşılık faaliyetleri, hemen yalnız ilmî alanda olmuştur. Devrin sultanı Hüseyn-i Baykara ile ünlü devlet adamı ve şair Ali Şir Nevâî, kendisine bağlı olan kişilerdendi. 9 Kasım 1492 günü Herat’ta  vefat  etmiştir.

Ünü bütün İslâm dünyasına yayılan Câmî’ye, Fatih Sultan Mehmed ve II. Bayezid mektuplar yazıp kıymetli hediyeler göndererek hürmetlerini bildirmişlerdir. Câmî de karşılık olarak bu Osmanlı sultanlarına sevgisini gösteren mektuplar ve kasideler yazmıştır.

Arapça ve Farsça olarak dinî bilimlere, tasavvufa, dil ve edebiyata dair kaleme aldığı 70’in üzerindeki risale ve kitaptan bazıları günümüze kadar medreselerde ve edebî meclislerde el kitabı olmuştur. Farsça üç divanı, yedi mesnevisini içeren Heft Evreng’i, büyük sûfîleri tanıtan, davranış ve sözlerini nakleden eseri Nefehâtu’l-Üns, İbnü’l-Hâcib’in el-Kâfiye’sine yazdığı ve “Molla Câmî” diye meşhur olan gramere dair Arapça eseri ve diğer birçoğu defalarca basılmıştır.

Câmî, Bahâristân’ı Sa’dî-i Şîrâzî’nin mensur-manzum Gülistân’ını örnek alarak 1487 yılında telif etmiştir. Mukaddime, sekiz bölüm ve hâtime’den oluşan Bahâristân, Farsça ahlakî ve eğitici bir eserdir. Adı “Bahar ülkesi” anlamını taşıyan eserin bölümleri de “Ravza (bahçe)” olarak isimlendirilmiştir. Câmî, oğlu için kaleme aldığı ve Sultan Hüseyn-i Baykara’ya ithaf ettiği bu eserde, dünya hayatı için gerekli olan bilgi ve öğütleri, anlaşılır ve zevkle okunabilir bir şekilde vermeyi amaçlamıştır. Müellif eserinin mukaddimesinde bu hususa işaret ettiği gibi, okuyucu da bunu bizzat gözlemleyecektir.

Bahâristân’ın bahçeleri kısaca şu konuları içermektedir: Birinci bahçe, sufîlerin örnek davranış ve sözleri; ikinci bahçe, faydalı nükteler ve öğütler içeren hikmet ve hikayeler; üçüncü bahçe, yönetim usulleri ve idarecilerin davranışları; dördüncü bahçe, cömertlik ve cömertler; beşinci bahçe, aşk ve aşıklarla ilgili bilgi ve hikayeler; altıncı bahçe, latifeler, yedinci bahçe, şiir ve bazı şairler hakkında bilgiler; sekizinci bahçe, hayvanların dilinden hikayeler.

Sa’dî’nin eserinden sonra büyük ilgi gören Bahâristân’ın çok sayıda yazması kütüphanelerimizde bulunmaktadır. Bahâristân ilk defa Mehmet Şâkir’in Türkçe “Şerh-i Bahâristân (Hediyyetü’l-irfân der Şerh-i Bahâristân)”ı içerisinde 1836 (1252) yılında İstanbul’da basılmıştır. Bunun akabinde başta İstanbul olmak üzere birçok yerde Farsça metin halinde yayınlanmış ve çeşitli dillere çevrilmiştir. Eserin Türkiye’de yeni harfli çevirilerini, M. Nuri Gençosman (Ankara, 1945) ve Kilisli Rıfat Bilge (İstanbul, 1970) gerçekleştirmiştir.

Burada yeni bir çevirisi sunulan Bahâristân’ın Farsça metni, son olarak Tahran’da Prof. Dr. İsmâ’îl-i Hâkimî tarafından tenkitli bir şekilde yayınlanmıştır (1371 hş./1992). Hâkimî bu neşri, Bahâristân’ın Tahran’da Kitâbhâne-i Millî-i Melik’te bulunan 17 Safer 986 h. tarihli yazmasıyla Viyana’da 1846’da ve Tahran’da 1311 hş. de yayınlanan metinlerini esas aldığını, bunların yanı sıra lüzum gördükçe Loknow, Dehli, Kanpur ve İstanbul baskılarından da yararlandığını belirtmektedir. Eldeki çeviride bu neşir esas alınmış ve Mehmet Şâkir’in anılan eserinden yararlanılmıştır. Bu nedenle diğer tercümelerle çeviri özellikleri dışında da bazı farklılıklar oluşmuştur. Çevirinin kaynak eser niteliğini taşıyabilmesi için mümkün olduğu kadar metne bağlı kalınmaya çalışılmıştır. Türkçemize biraz yabancı gözükebilecek bazı anlatım ve deyimler, yine bu amaçla aynen korunmuştur. Çeviri sırasında dipnotlarda metindeki özel isimler hakkında kısa tanıtıcı bilgiler verilmiş ve bazen Şerh-i Bahâristân’daki izahlardan “Şerh” rumuzuyla yararlanılmıştır.

Bahâristân’da kısaca sûfîlerin davranış ve sözleri, devlet adamlığı, cömertlik, sevgi ve aşk, ibretli latifeler, şiir ve şairler ile hayvanların dilinden anlamlı hikayeler, sekiz bölüm halinde ele alınmaktadır. Yer verilen fikir, öğüt ve tavsiyeler arasında günümüze de hitap eden çok önemli noktalar bulunmaktadır. Bazı hikaye ve latifelerde günümüzdeki anlayışlar açısından farklı, hatta garip görülebilecek, bazı hususlar ve ifadeler bulunmaktadır. Bu durum, eserin yazıldığı dönemdeki anlayış ve göreneklere bağlanmalıdır. Ayrıca gönüllere hitap edebilmiş nadir şahsiyetlerden olan yazarın, bir tevazu ve ibret örneği olan şu temennisini burada da tekrarlamak yerinde olacaktır.

Okuyucuların, ahlâk güzelliklerinden bir eksiklik gördüklerinde affetme ve görmezlikten gelme eteğiyle örtmeleri; ayıplama ve itiraz etme diliyle ifşa etmeye çalışmamaları  ümit edilir.

Kıta:

“Tanıdığının bir ayıbını görünce yabancılara söylememen daha iyidir.

Çünkü sonu düşünenlerin usulüne göre ayıp örtmek, ayıp aramaktan daha iyidir.”

Çevirideki yanlış tercihlerimin ve eksikliklerin bağışlanması dileğiyle.

Prof.Dr. Adnan KARAİSMAİLOĞLU

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir