Gülistan Çevirisi

ÇEVİRİYE ÖN SÖZ

Sa’dî, Müşerrefüddîn Muslih b. Abdullah, özellikle ahlâk adamı oluşuyla dünyaca tanınan bir şairdir. XIII. asrın ilk yıllarında Şiraz’da doğan bilge Sa’dî Bağdat’ta tahsilini tamamlayıp uzun yıllar seyahatlerde bulunduktan sonra 1257 yılı civarında, muhtemelen elli yaşlarındayken, Şiraz’a geri döndü. O sırada Fars bölgesinin yönetiminde bulunan Türkmen menşeli Salgur veya Salur boyundan Salgurlular hanedanının güçlü temsilcilerinden Atabeg Ebû Bekir b. Sa’d (slt. 1226-1260) ve onun oğlu Sa’d b. Ebû Bekir’in (öl. 1260) çevresinde yer aldı. Gülistan’ı kendisine ithaf ettiği Şehzade Sa’d’a özel yakınlığı olduğu anlaşılmaktadır. Ahlâkçı Sa’dî’nin, hürmet ve itibar görerek zahidâne bir şekilde geçirdiği hayatı, Şiraz’da bugün ziyaret yeri olan türbesinin yakınındaki dergâhta büyük ihtimalle 691/1292’de sona erdi.

Sa’dî’nin mahlasının kaynağı hususunda farklı kanaatler vardır. Bunlardan ilki, Sa’dî’nin babasının çevresinde bulunduğu Atabeg Sa’d b. Zengî (slt. 1198-1226) zamanında doğup çocukluk ve belki de ilk gençlik yıllarını geçirdiği için bu mahlası aldığı şeklindedir. Diğer bir kanaat ise, Babası Atabeg Ebû Bekir b. Sa’d’dan 12 gün sonra otuz yedi yaşındayken vefat eden Sa’d b. Ebû Bekir’den dolayı aldığıdır. Bu kanaat, Sa’dî’nin şiirleri arasında Atabeg Sa’d b. Zengî’den hiç söz etmemiş olması ve elli yaşlarına kadar şiir söylemediği ve mahlasa ihtiyaç duymadığı gibi tespitlere dayandırılarak, günümüzde daha çok kabul görmektedir.

Sa’dînin külliyâtında 16 kitap ve 6 risale, toplam 22 veya bir fazlasıyla 23 eseri bir arada bulunmaktadır. Farsça manzum ve mensur eserlerinde yer yer Arapça beyit ve ibareler görülen Sa’dî’nin ayrıca Arapça kasideleri de vardır. O, bu eserlerinde insanlık adına sıraladığı bilgi, tecrübe ve öğütleriyle dünyada özel bir yere sahiptir. Devlet adamları için yazdığı kasideleri dahi hikmet ve öğütler içermektedir.  Adalet, ihsan, aşk, tevazu, rıza, zikir, terbiye, şükür, tövbe ve münacât bölümlerini içeren Bostan’ın ve Padişahların davranışı, dervişlerin ahlâkı, kanaatin fazileti, susmanın fazileti, aşk ve gençlik, düşkünlük ve yaşlılık, terbiyenin etkisi ve bir arada yaşamakla ilgili incelikleri ihtiva eden Gülistan’ın sahibi Sa’dî, bilhassa gazelleriyle Farsça şiirde bir merhaleyi de temsil etmektedir. Gül/çiçek yeri anlamındaki Gülistan(Gulistân)’da, hikaye, hikmet ve öğütler önce düzyazıyla kısaca dile getirilmekte ve sonra bunları destekleyen beyitler sıralanmaktadır.  Gülistan, Farsçada secili nesrin en güzel örneğidir.

Sa’dî, özellikle, 1257’de Ebû Bekir b. Sa’d’a ithaf ettiği mesnevî nazım şeklindeki Bostan ve bir yıl sonra 1258’de kaleme aldığı Gülistan’la dünyada ün salmıştır. Diğer eserleriyle birlikte veya ayrı olarak dünya kütüphanelerinde binlerce yazması bulunan ve yüzlerce baskısı yapılan Gülistan’ın Anadolu’da Osmanlı döneminde çok özel bir yeri vardı. XIV. asırdan itibaren yirmiyi geçecek sayıda Türkçeye çevrilen ve şerh edilen Gülistan’a yazılan şerhler arasında çok ilgi gören Bosnalı Sûdî Efendi’nin 1595’te tamamladığı şerh, ilki 1833’te olmak üzere eski harflerle İstanbul’da yedi defa basılmıştır. Merhum Mehmet Akif kendi çocukluk yıllarında Gülistan’ın sekiz dokuz yaşındaki çocuklara okutulduğunu, beşinci bap müstesna olmak üzere Gülistan’ı ezber etmiş olduklarını anlatmaktadır. Bütün bunlar,  okullarda zaten Farsça aslıyla okunan eserin taşıdığı ahlâkî ve insanî değerlerin gördüğü ilgiyi ortaya koymaktadır.

Avrupa’daki ilk baskısı Latince tercümesiyle birlikte G. Gentius tarafından Amsterdam’da 1651’de yapılan Gülistan, dünya edebiyatında büyük bir yer edinmiştir.

Eldeki çeviride, Gülistan’ın Muhammed Alî-i Furûgî tarafından hazırlanan ilk tenkitli neşrinden hareketle Gülistan’ın dil ve edebî özellikleri üzerinde  önemli izahlar yapmış olan Halîl Hatîb-i Rehber’in çalışması (Tahran, 1348 hş.), göz önünde bulundurulmuştur. Ayrıca Sûdî Efendî’nin şerhinin  İstanbul’da 1291/1874’de yapılan baskısından yararlanıldı ve bazen “Şerh” kaydıyla bu şerhe işarette bulunuldu. Bu arada Gülistan baskıları arasında farklı beyit, ibare ve kelimelerin yer aldığını belirtmek lüzumludur. Bu farklılıklar karşısında hâlen eldeki tek tenkitli neşri esas almak daha uygun görüldü. Bu nedenle daha önce yapılan Türkçe çevirilerle, eldeki çeviri arasında bu şekilde bütünü etkilemeyen, belki de anlamlı bulunacak, farklılıklar bulunmaktadır. Baskılar arasındaki farklılıklar, dikkatli bir okuyucu tarafından bir karşılaştırmada kolayca görülecektir. Çeviri sırasında metindeki deyim ve özdeyişler, anlaşılmada güçlük doğurmadıkça aynen aktarılmaya çalışıldı. Aksi durumda bunların Türkçemizdeki benzer karşılıkları tercih edildi. Dikkatli okuyucuların merakını gidermek amacıyla dipnotlarda özel isimler hakkında özlü bilgiler verildi.

Bundan yaklaşık yedi yüz elli yıl önce yazılmış olan Gülistan’da sıralanan değerlerin ve hayata bakış tarzının günümüzde de nedenli yararlı ve geçerli özelliklere sahip olduğu görülecektir. Bu arada günümüze hitap etmediği düşünülebilecek veya üslûbu farklı çok az da olsa bazı ifadeler karşısında okuyucu, yine Sa’dî’nin   tavsiyelerini dikkate alarak yararlanmayı amaç edinmelidir.

Çevirideki kusurlarımın bağışlanmasını diliyorum.

Prof.Dr. Adnan Karaismailoğlu

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir